KampKamp Yerleri

MUĞLA – AKBÜK KOYU NEREDE ?NASIL GİDİLİR NEREDE KALINIR?

SONY DSC

Ege’nin şirin bir sahil şehri olan Muğla’nın inadına küçük kalmış koylarından Akbük. Denizi, ağaçları ve hayvanlarıyla keyifli bir anı yaşamak için özellikle kampçıların tercih ettiği güzergahlardan biri aynı zamanda. Bu sevimli koyun ulaşımı biraz çetrefilli ne yazık ki. Google Haritalar’ı veya Yandex’i kullanıyorsanız sizi Yerkesik yolu üzerinden getiriyor. Macerayı seven ve aracına güvenen usta sürücüler bu yolu tercih edebilir elbette. Yerkesik yolu size bir dağı aştırıyor ancak Mecnun gibi delerek değil, bir keçi gibi tırmanarak. Keskin virajları ve darlığı ile tedirgin edici bir yol. Ancak bu yolun dışında bir de Akyaka üzerinden gelme imkanınız var. Bu yolu uygulamalar alternatif olarak dahi göstermiyor bu nedenle önce Akyaka’ya gidip ardından Akbük Koyu’na giderseniz daha geniş ve az virajlı bir yolda güvenle seyahat edebilirsiniz. Benim tavsiyem Akyaka’ya uğranması yönünde, hiç değilse arada ahşap pencereli evleriyle güzel bir sahil kasabasını görmüş olursunuz. Koyun girişinde bir otopark var, arabanızı buraya bırakırsanız kamp yerlerine çok uzak olduğu için eşyaları taşımakta zorlanabilirsiniz. Kamp yerlerine götürmeye çalışırsanız da eğer arabanıza çok güvenmiyorsanız bu sefer de kamp yerine indirmekte zorlanırsınız. Bence en makulü otoparkta durup kamp yerine yürüyüp öyle karar vermek.

Akbük, az önce de bahsettiğim gibi çok minik bir koy. Denizinin berraklığını betimlemek için kullanabileceğim bir sıfat lügatımda yok. Kısaca, balıkların desenlerini dalmadan görmenin mümkün olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca deniz oldukça durgun ve girdikten sonra kısa bir mesafede derinleşiyor. Girişi kum değil çakıl ancak yosun veya sertlik gibi bir sorun yok. Öğle saatlerinde koyu tur tekneleri ziyaret ediyor, müziğin sesi yüksek olduğu için biraz rahatsız olabilirsiniz ancak kıyıya çok gelmedikleri için hiç değilse kalabalık olmuyor.

Sahilde ise insanın dokunmadığı bir yer bulmak ne yazık ki imkansız. Restoranlar koyu ablukaya aldığı için kamp yerleri bunların gerisinde kalıyor ve çadırınızdan denizi görme lüksünü bizlerin elinden alıyor. Benim kaldığım Diem Camping ile denizin mesafesi yürüyerek 2 dakikaydı. Koyun bu şekilde olması can sıkıcı ancak beterin beteri vardır diye düşünüp otel olmamasıyla kendimizi teselli edebiliriz. Koyda bir tane de tekel mevcut, alkol fiyatları hemen hemen aynı. Tekel dediğime bakmayın; yiyecek, içecek ve hatta deniz gözlüğü bile satıyor. Restoranlar eylül ayında pandemininde etkisiyle boştu ancak fiyatları normalin üzerinde. Yine de denizden avlanan balıkları denemek isterseniz tercih edebilirsiniz. Akşam bir yürüyüş yapmak isterseniz işletme sahiplerinin denize bile masa attığını görüp şaşırmanız muhtemel.

Diem Camping, bir çiftin işlettiği küçük bir kamp alanı. Tuvalet, açık duş (sıcak su yok), masa, sandalye ve elektrik imkanı sunuyorlar. Ayrıca çadırların önüne kadar uzatma kabloları var. Kamp alanında yükseklik farkı olan yerler var bu nedenle yine de uzatma kablosu götürebilirsiniz. Masa ve sandalyeleri mevcut ancak kalabalık sezonda gidiyorsanız ne olur ne olmaz yanınıza almanızda fayda var. Tuvaletler ise görece temiz. Ayrıca bulaşığınızı yıkayabileceğiniz bir yer de var. Eylül 2020 için günlük kişi başı ücret 50TL.
Çadırlar için ayrılan yer toprak zemin, çok taşlık olmadığı için muşambaya gerek yok. Bizim kaldığımız yer çok fazla güneş alıyordu bu nedenle neredeyse günün ilk ışıklarıyla ısınan çadırda uyunmuyordu. Kullandığım çadır Decathlon’dan aldığım Fresh&Black, çadırın dışının beyaz olması sıcağı bir nebze kesse de yine de direkt güneş altında kaldığında pek fayda etmediğini bu kamp deneyimimde öğrenmiş oldum. Kamp alanını özellikle akşamüstü zeytin ve diğer ağaçlarla birlikte inanılmaz güzel bir koku sarıyor. Sırf bunun için bile gidilebilir. Bu güzel kokuyu gece nereden geldiğini bulamadığımız “Ankara’nın bağları” takip ediyor. Gecenin bir vakti bu küçücük koyda insanı göbek atmaya iten neşenin ne olduğunu hala anlayamadım.
Akbük’e dair en güzel şeylerden biri de sanırım hayvanları, kitapları gagalayıp insanın omzuna konan saksağanlar, etrafta koşuşturan tavuklar ve ürkek kedileriyle çok keyifli bir ortama sahip. Eğer Muğla’nın merkezi, Akyaka veya Köyceğiz taraflarındaysanız bence bir iki gecenizi Akbük’e ayırmak özellikle deniz açısından çok doğru bir karar olacaktır.
Son olarak benim kaldığım Diem Camping oradaki tek kamp alanı değil ancak hem küçük bir alanda olması hem de işletme sahiplerinin sevimli köpekleri ve samimi tavırları nedeniyle önerebileceğim bir yer. Bir internet siteleri yok, instgram üzerinden kamp alanını görebilir ve iletişime geçebilirsiniz.
https://www.instagram.com/akbukdiem/?hl=tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir