KampKamp Yerleri

MUĞLA-AKYAKA ORMAN KAMPI


Muğla’nın minicik bir tatil beldesi olan Akyaka, Türkiye’nin sayılı “cittaslow” ünvanı alan yerlerinden biri. Güzelliğini Gökova Körfezi’nden alan Akyaka; yüksek tavanlı beyaz evleri, begonvilleri, berrak denizi ve ansızın çıkıveren Deli Mehmet’i ile her kampçının mutlaka uğraması gereken bir nokta.
Akyaka’ya eğer Muğla’nın merkezinden ulaşım sağlayacaksanız dillere destan Sakar Geçidi’nden geçmeniz gerekiyor. Virajlı yol sizi korkutmasın, yolu oldukça iyi durumda. Ayrıca seyir için durak noktaları var. Kamp alanından önce bir durup körfezin mavi sularına ve çam ağaçlarının yeşiline bakmamak büyük kayıp olacaktır. Sakar’dan indiniz, yol çok basit! Fıstık çamları, begonviller, optunialar arasından Akbük yolunu takip ediyorsunuz. Daha da iyisi burada Google Haritalar’a güvenebilirsiniz. Muğla’nın genelinde yanılmasına rağmen Akyaka Orman Kampı’nı milimi milimine doğru gösteriyor.
Akyaka Orman Kampı devlete ait bir işletme yani bürokrasinin hantallığı içeri girdiğiniz an hissediliyor. Önceden rezervasyon istiyorlar, söylediğiniz tarihten daha çok kalırsanız sadece ücret vermeniz gerekiyor. Belki onlar da girenin illa ki çıkmakta zorlanacağını fark ettiklerinden rezervasyonu uzatmanın ekstra bir ücreti yok. Çadır kampının yanı sıra karavanlar ve taş evler de mevcut ancak korkmayın çadır alanı gayet güzel bir biçimde ayrılmış, kimsenin bahçesine kamp atmış olmuyorsunuz.
Kamp alanında duş, tuvalet, bir minik büfe/kafe mevcut. Büfe/kafe derken hem tost vb. yemekler yiyebileceğiniz hem de market alışverişinizi yapabileceğiniz bir hizmet sunmuşlar. Bir dost sırrı; 2020 Eylül itibariyle bira fiyatları 15lira idi. Tuvaletler dünyanın en temiz tuvaletleri değil, ancak idare eder. Duş ve tuvalet arası yürüme ile yaklaşık 2 dakika, duşlarda sıcak su mevcut. Kamp alanlarını büyük çadır, küçük çadır ve (yanılmıyorsam) toplu çadır olarak ayırıyorlar ancak kesin bir sınır yok. Kamp alanı çok geniş bu nedenle isteğinize uygun bir yer bulmakta zorlanmazsınız. Zemin iyi sayılır, muşamba şart değil.

Az önce de bahsettiğim gibi ben en son 2020 Eylül ayında gittim ve gerçekten çok memnun kaldım. Kamp yapmaya görece alışık olan biri için gayet lüks bir ortam sunuyorlar. Eylül ayında Muğla sanki durumun farkında değilmiş gibi sıcak. Alışık olduğumuz sonbahara meydan okurcasına terletiyor insanı. Neyse ki yemyeşil çamlar Orman Kampı adının hakkını veriyor ve güzel bir gölge sunuyor misafirlerine. Geceleri serin denilebilir ancak asla soğuk değil, eğer benim gibi uyku tulumu fukarasıysanız ince bir pike yeterli olur ki kullanır mısınız emin değilim. Kamp alanında masa, sandalye yok bu nedenle alıp gitmenizi tavsiye ederim.

Benim çadırım Fresh&Black, Muğla iklimi için fena sayılmaz. Ancak sabah dokuz sularında artan nem oranıyla birlikte gölgeye rağmen terleyerek uyandığımı itiraf etmem gerekir. Akyaka’nın bir kötü özelliği var o da “Deli Mehmet” denen fırtınası, akşam üstü sert rüzgarla başlayıp saatlerle birlikte şiddetini arttıran fırtına ağaçları devirecek gibi olmasına rağmen çok korkmamak lazım. Uçabilecek olan eşyaları çadıra alıp o akşamı çadırda geçirmeyi kabul ettikten sonra tedirgin olunacak bir şey yok. Ara ara çadıra çarpan dallar ve kozalaklar uykunuzu bölebilir.
Akyaka Orman Kampı’nın kendi koyları var. Hemen yürüme mesafesinde olan koylar oldukça derin ve dalgalı çok iyi yüzme bilmeyenlerin açılmamasında fayda var. Küçük koyların en ilginç yanı ise su sıcaklığının buz ile hamam arasında ani geçişlerinin olması.
Akyaka Orman Kampı genişliği ve koyları ile başlı başına bir durak olmasına rağmen gezginler için de avantajlı bir konumu var. Akyaka’nın merkezine yürüyerek en fazla 20 dakikada ulaşabilir ve bu “sakin şehir”i gezebilirsiniz. Ayrıca Akyaka’daki Kadın Azmak’ına sodalı suyun keyfini çıkartmanızı tavsiye ederim. Sahil kenarında küçük teknelerle azmak turu yapma imkanınız var. Balıklar ve sazlıkların arasında tekne ile yarım saat turlama kişi başı yaklaşık 15TL gibi bir ücrete tabii. Bunun yanı sıra özellikle arabayla ulaşım sağlayanlar için görmeden gitmemeleri gereken bir başka koy da Turnalı Koyu. Turnalı, Akyaka Orman Kampına 10-12 km mesafede, yol üzerinde küçük gözlemecilerde durup manzaraya bakarken Muğla’nın otlu gözlemesini yemelisiniz. Turnalı çok küçük bir koy, eğer buraya kamp atmak isterseniz jandarma sorun çıkartmayacaktır. Ancak Orman Kampı’nın aksine burada altına sığınabileceğiniz pek bir ağaç yok.
Akyaka-Köyceğiz arası da 30-35 km gibi bir mesafeye sahip yanılmıyorsam dolmuşla ulaşım vardı. Muğla’nın bir diğer “cittaslow”u Köyceğiz’e gidip çeşmelerinden su içme ve gölün etrafında gezme fırsatını kaçırmamanızı öneririm.
Kıssadan hisse, Akyaka hem tarihi dokusu hem doğasıyla büyüleyici bir yer. Özellikle dolunayda gidebilirseniz ay ışığının altında uzanan bu harikalar diyarı özellikle Eylül ve Nisan aylarında görülmeye ve mümkünse kalmaya değer bir uğrak noktası.
Akyaka Orman Kampı’nın internet sitesi: http://www.akyakakamp.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir